Danıştay Ondördüncü Daire Başkanlığından

Danıştay Ondördüncü Daire Kararı

Karar Tarihi:

Esas No: 2012/4888

Karar No: 2013/705

Resmi Gazete Tarihi: 12.08.2013

Resmi Gazete Sayısı: 28733

Özü: Aralarında hak ve menfaatte iştirak bulunan davacıların ayrı ayrı dava açmalarına gerek olmadığı hk.

Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı

Davacılar : 1- Hızır Özyanık

2- Mustafa Ulusoy

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Yüzbinlerce Sayfa Mevzuat)

3- Aysel Çıvak

4- Mehmet Kaya

5- Emel Öztaş

(ICD-IMEX not: Bu dokuman Interaktif CD için Mevlüt ÖZER tarafından hazırlanmıştır.)

6- Bedri Gürer

7- Recep Altun

8- İrfan Çiftçidurmaz

9- Aydın Dereli

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Yüzbinlerce Sayfa Mevzuat)

10- Reşat Demirtaş

11- Nurettin Sevinç

12- Kamil Sirkeci

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Osmanlı'dan Günümüze T.C. Külliyatı)

13- Murtaza Çıvak

14- Oruç Öztaş

15- Mustafa Sönmez

16- Ahmet Bayrak

( (c) 1998'den beri *  Tüm Telif Hakları Mevlüt ÖZER'e aittir.)

17- Mehmet Özkök

Vekili : Av. Zühtü Avcı

İstiklal Cad. Sahne Sok. No:1 K:5/506 Galatasaray/İSTANBUL

(Bu dokumanın tam metni ICD-IMEX 'ye işlenmiştir. * (c) 1998'den beri)

Davalı : Sultangazi Belediye Başkanlığı - İSTANBUL

İstemin Özeti : İstanbul İli, Sultangazi İlçesi, Cebeci Mahallesi, 4/14-17 pafta, 2316 ada, 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının ruhsatsız olduğundan bahisle, taşınmazın hissedarı olan davacılara 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarıncapara cezası verilmesine ilişkin 06.04.2011 gün ve 401 sayılı Sultangazi Belediye Encümeni kararı ilebu karar uyarınca ruhsatsız yapının yıkılması gerektiğine, aksi takdirde 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yıkım kararı alınacağına ve ikinci kez para cezası verilebileceğine ilişkin Sultangazi Belediye Başkanlığı, Yapı Kontrol Müdürlüğü'nün 27.07.2011 günlü, 37 sayılı işleminin iptaliistemiyle açılan davaya ilişkin dilekçenin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesine uygun bulunmadığı gerekçesiyle, davacıların her birince ayrı ayrı dava açılmak üzere, aynı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi gereğince reddi yolunda İstanbul8.İdareMahkemesince verilen 28.09.2011 günlü, E:2011/1766, K:2011/1282 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek kanun yararına bozulması istenilmektedir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Selçuk Tosun

Düşüncesi : Dava; ruhsatsız yapı nedeniyle söz konusu yapının hissedarı olan davacılara 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarıncapara cezası verilmesine ilişkin Sultangazi Belediye Encümeni kararı ile bu karar uyarınca ruhsatsız yapının yıkılması gerektiğine aksi takdirde yıkım işlemi tesis edileceğine ve ikinci kez para cezası verilebileceğine ilişkin Sultangazi Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

(Bu dokuman ICD-IMEX için hazırlanmıştır. * ICD-IMEX (c) 1998'den beri)

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesinde; aralarında maddi ve hukuki bakımdan bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi varsa, birden fazla işlem aleyhine bir dilekçe ile de dava açılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

Dava konusu işlemler; davacıların, hisseli malik oldukları yapının tamamının ruhsatsız olduğundan bahisle tesis edildiğinden tümünün ortak menfaatini ilgilendirdiği gibi; davaya yol açan maddi olay ve hukuki sebeplerin de aynı olduğu açıktır.

Açıklanan nedenle; dava dilekçesinin reddine ilişkin olarak verilen kararda yürürlükteki hukuka uyarlık bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Binlerce Sayfa Kitap)

Danıştay Başsavcısı : Turgut Candan

Düşüncesi : İstanbul İli, Sultangazi İlçesi, Cebeci Mahallesi, 2550. Sokak, 4/14-17 pafta, 2316 ada, 5 parsel sayılı, 37 kapı numaralı yapının ruhsatsız yapıldığından bahisle taşınmazın hissedarı olan davacılara, 3194 sayılı Yasanın 42'nci maddesi uyarınca 252.278,62 TL idari para cezası verilmesine ilişkin 06.04.2011 tarih ve 401 sayılı Sultangazi Belediye Encümeni kararının ve Sultangazi Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan davaya ilişkin dilekçenin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5'inci maddesine uygun bulunmadığından bahisle, davacıların her birince ayrı dava açılmak üzere, aynı Kanun'un 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendi gereğince, reddi yolundaki, İstanbul Sekizinci İdare Mahkemesinin 28.09.2011 gün ve E:2011/1766, K:2011/1282 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, konu incelendi;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına bozma" başlıklı 51'inci maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay'ca ilk derece mahkemesi olarak verilip, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği; temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde, kararın kanun yararına bozulacağı; bu bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.

Yukarıda açıklanan yasa hükmünde bir kararın kanun yararına temyiz edilebilmesi için aranan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş olması koşulu, aynı zamanda, anılan kararın temyize tabi karar olmasını da gerektirmektedir. Temyize tabi olmamalarına karşın, madde metninde, bölge idare mahkemelerinin kararlarına karşı da kanun yararına temyiz yolunun açılmış bulunması, bizim bu görüşümüzü doğrulamaktadır.

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Yüzbinlerce Sayfa Mevzuat)

Hukuki durum bu olmakla birlikte; kanun yararına temyiz müessesesinin hukuka aykırı yargı kararıyla bozulan Hukuk Düzeninin onarılması ve Ülke'de hukuk ve uygulama birliğinin sağlanması amacı gözönünde bulundurulduğunda, idari yargı yerlerinin temyize tabi olmayan nihai kararlarının yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar ifade etmeleri durumunda bu kararlara karşı da kanun yararına temyiz başvurusunda bulunulmasında zorunluluk olduğu sonucuna varılmaktadır.

Bu bakımdan; İstanbul Sekizinci İdare Mahkemesince 2577 sayılı Kanun'un 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendi uyarınca verilen ve aynı maddenin 4'üncü fıkrasına göre kanun yolu kapalı bulunan kararının 51'inci madde uyarınca incelenmesine geçildi:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesinin 2'nci fıkrasında, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunmasıve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerektiği hükmüne yer verilmiştir.

(Bu dokuman ICD-IMEX için hazırlanmıştır. * ICD-IMEX (c) 1998'den beri)

2577 sayılı Yasanın anılan hükmünegöre; her şahsın menfaatini ihlal eden idari işleme karşı ayrı ayrı dava açması esas olmakla birlikte hak ve menfaatlerinde iştirak bulunan;yani,ortak haklarıveya menfaatleri idari işlemle ihlal edilen birden fazla şahsın davaya yol açan maddi olay ve hukuki sebeplerinaynı olmasıhalinde; bir başka deyişle, aynı maddi olay ve hukukigerekçe dayanak alınaraktesis edilen işlemin iptali istemiyle aynı dilekçe ile davaaçabilmesi de olanaklı bulunmaktadır. Düzenlemenin amacı; aynı yargı yerinin görevine giren ve çözümleri ayrı emek gerektirmeyenidari uyuşmazlıklarınaynı dosyada görülmeleri sağlanarak,gereksiz zaman ve emek israfı ile masrafın önlenmesi ve farklı kararların verilebilmesiolasılığının ortadan kaldırılmasıdır.

Davanın konusunu, ruhsatsız yapıldığından bahisle taşınmazın hissedarı olandavacılara, ad ve soyadları ile hisse oranları sıralamaksuretiyle, 3194 sayılı Yasanın 42'nci maddesi uyarıncatoplam252.278,62 TL idari para cezası verilmesine ilişkin 06.04.2011 gün ve 401 sayılı Sultangazi Belediye Encümeni kararı ile bu kararın bildirimine ve para cezası verilen yapınınruhsat ve eklerine aykırı kısımların yıkılması ya da ruhsata uygun hale getirilmesigereğinin bildirilmesine ilişkin Sultangazi Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğü işleminin iptali istekleri oluşturmaktadır.

Dava konusu Belediye Encümen kararı davacıların hissedarı olduğu yapının tamamının ruhsatsız olarak yapıldığınıntespit edildiğinden bahisle tesis edilen bir işlem olup; uyuşmazlığın çözümü, yapının tamamının ruhsatsız olarak yapılıp yapılmadığının ortayakonulması gerektiğinden, davacıların tümününortak menfaatini ilgilendirdiği gibi; olayda, davaya yol açan maddi olay ve hukukisebeplerin aynı olması koşuluda gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Bu bakımdan; İdare Mahkemesince, aksine bir anlayışla, dava dilekçesinin reddine ilişkin olarak verilen karar, yürürlükteki hukuka açık aykırılıkoluşturmaktadır.

(Bu dokumanın tam metni ICD-IMEX 'ye işlenmiştir. * (c) 1998'den beri)

Açıklanan nedenle, İstanbul Sekizinci İdare Mahkesi'nin, niteliğibakımından yürürlüktekihukuka aykırı bir sonuç ifade eden28.09.2011 gün ve E:2011/1766, K:2011/1282sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'nci maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Ondördüncü Dairesince, İstanbul8.İdareMahkemesince verilen 28.09.2011 günlü, E:2011/1766, K:2011/1282 sayılı kararın, Danıştay Başsavcılığı'nca temyizen kanun yararına bozulması istemi incelenerek gereği görüşüldü:

(ICD-IMEX not: Bu dokuman Interaktif CD için Mevlüt ÖZER tarafından hazırlanmıştır.)

Dava; İstanbul İli, Sultangazi İlçesi, Cebeci Mahallesi, 4/14-17 pafta, 2316 ada, 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının ruhsatsız olduğundan bahisle,3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca taşınmazın hissedarı olan davacılara para cezası verilmesine ilişkin 06.04.2011 gün ve 401 sayılı Sultangazi Belediye Encümeni kararı ile bu karar uyarınca ruhsatsız yapının yıkılması gerektiğine, aksi takdirde 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yıkım kararı alınacağına ve ikinci kez para cezası verilebileceğine ilişkin Sultangazi Belediye Başkanlığı, Yapı Kontrol Müdürlüğü'nün 27.07.2011 günlü, 37 sayılı işleminin iptaliistemiyle açılmıştır.

İstanbul 8.İdareMahkemesince; davacıların hisselerine karşılık gelen bağımsız bölümlerle ilgili olarak ayrı ayrı hukuki değerlendirme yapılacak olması nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5'inci maddesine aykırı olarak aralarında hak veya menfaatte iştirak bulunmayan onyedi davacı tarafından, maliki oldukları ruhsatsız yapı nedeniyle para cezası verilmesine ve söz konusu yapının yıkımına ilişkin işlemlere karşı ayrı ayrı dilekçelerle dava açılması gerekirken, tek dilekçe ile açılan davanın 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun olimadığı gerekçesiyle davacıların her birince ayrı ayrı dava açılmak üzere, aynı Kanun'un 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendi gereğince dilekçenin reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından; anılan İdare Mahkemesi kararının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kanun yararına bozulması isteğiyle Danıştay Başsavcılığı'na başvurulmuştur.

Danıştay Başsavcılığının 04.05.2012 tarih ve E:2012/57 sayılı başvurusuyla,Kanun yararına temyiz müessesesinin amacı dikkate alındığında verildiği anda kesin olan kararların da yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade etmesi nedeniyle kanun yararına bozulabileceği, dava konusu işlemlerin, davacıların hissedarı olduğu yapının tamamının ruhsatsız olarak yapıldığının tespit edildiğinden bahisle tesis edildiği, uyuşmazlığın çözümü, yapının tamamının ruhsatsız olarak yapılıp yapılmadığının ortaya konulmasını gerektirdiğinden, davacıların tümünün ortak menfaatini ilgilendirdiği gibi;davaya yol açan maddi olay ve hukuki sebeplerin aynı olması koşulu da gerçekleşmiş bulunduğundan, İdare Mahkemesince, aksine bir anlayışla, dava dilekçesinin reddine ilişkin olarak verilen kararın hukuka aykırı olduğu düşüncesiyle anılan idare mahkemesi kararının temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir.

(Bu dokumanın tam metni ICD-IMEX 'ye işlenmiştir. * (c) 1998'den beri)

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili Bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteğinin yerinde görülmesi halinde kararın kanun yararına bozulacağı, ancak bu bozma kararının daha önce kesinleşmiş bulunan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.

Kanun yolu, davanın taraflarına tanınan bir hukuki yoldur. Bu yolla yanlış olduğu ileri sürülen kararların yeniden incelenmesi, kararların hukuka uygunluğunun denetlenerek varsa eksik ve hatalarının giderilmesi amaçlanmıştır.

Ancak, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlere karşı, ilgili Bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından başvurulabilecek "kanun yararına temyiz" yoluyla yürürlükteki hukukun ülke düzeyinde birlik içinde uygulanmasının sağlanması amaçlanmaktadır.

(ICD-IMEX not: Bu dokuman Interaktif CD için Mevlüt ÖZER tarafından hazırlanmıştır.)

Kanun yararına temyiz müessesesinin hukuka aykırı yargı kararıyla bozulan Hukuk Düzeninin onarılması ve Ülke'dehukuk ve uygulama birliğinin sağlanması amacı gözönünde bulundurulduğunda, bu amacın doğal sonucu olarak, verildiği anda kesin olan kararlar ile temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş olan kararlar, yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade etmesi nedeniyle, çözümlenmiş olan uyuşmazlığa etkili olmamak üzere kanun yararına bozulabilmektedir.

Bu bakımdan; İstanbul 8. İdare Mahkemesince 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca verilen ve aynı maddenin 4. fıkrasına göre kanun yolu kapalı bulunan kararın, Kanun'un 51. maddesi uyarınca esasının incelenmesine geçildi:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesinin 1. bendinde; "Her İdari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak aralarında maddi ve hukuki bakımdan bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi varsa, birden fazla işlem aleyhine bir dilekçe ile de dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan düzenlemeye göre; idari yargılama usulünde her şahsın menfaatini ihlal eden idari işleme karşı ayrı ayrı dava açması esas olmakla birlikte; hak ve menfaatlerinde iştirak bulunan; yani, ortak hakları veya menfaatleri idari işlemle ihlal edilen birden fazla şahsın davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması halinde; bir başka deyişle, aynı maddi olay ve hukuki gerekçe dayanak alınarak tesis edilen işlemin iptali istemiyle aynı dilekçe ile dava açabilmesi de olanaklı bulunmaktadır. Düzenlemenin amacı; aynı yargı yerinin görevine giren ve çözümleri ayrı emek gerektirmeyen idari uyuşmazlıkların aynı dosyada görülmeleri sağlanarak, yargılamada gereksiz harcama yapmadan, sadelik ve hızlılığın sağlanması bununla birlikte farklı kararların verilebilmesi olasılığının da ortadan kaldırılmasıdır.

(ICD-IMEX not: Bu dokuman Interaktif CD için Mevlüt ÖZER tarafından hazırlanmıştır.)

Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Sultangazi İlçesi, Cebeci Mahallesi,4/14-17 pafta, 2316 ada, 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının ruhsatsız olduğundan bahisle, hissedarı olan davacılara, ad ve soyadları ile hisse oranları belirtilmek suretiyle, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesine ilişkin encümen kararı ile bu karar uyarınca ruhsatsız yapının yıkılması gerektiğine, aksi takdirde 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yıkım kararı alınacağına ve ikinci kez para cezası verilebileceğine ilişkin belediye başkanlığı işleminintesisi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, Mahkeme tarafından her bir davacı tarafından ayrı ayrı dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu edilen işlemler; davacıların hissedarı olduğu yapının tamamının ruhsatsız olarak yapıldığının tespit edildiğinden bahisle tesis edilen bir işlem olup; uyuşmazlığın çözümü, yapının tamamının ruhsatsız olarak yapılıp yapılmadığının ortaya konulmasını gerektirdiğinden, davacıların tümünün ortak menfaatini ilgilendirdiği gibi; olayda, davaya yol açan maddi olay ve hukuki sebeplerin aynı olması koşulu da gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Bu durumda; İdare Mahkemesince, aralarında hak ve menfaatte iştirak bulunan davacıların ayrı ayrı dava açması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine ilişkin olarak verilen kararda yürürlükteki hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Osmanlı'dan Günümüze T.C. Külliyatı)

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 28.09.2011 gün ve E:2011/1766, K:2011/1282 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin ilgili Sultangazi Belediye Başkanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 07.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 4001 sayılı Yasa ile değişik 4. fıkrasında ilk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen, bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe ret kararları dışında, kararın düzeltilmesi veya temyiz yoluna, tek hakim kararına ise itiraz yoluna başvurulabileceği düzenlenmiş, bu hüküm uyarınca dilekçe ret kararlarına karşı temyiz yolu kapatılmıştır.

Anılan Kanun'un 51. maddesinde ise; idare mahkemelerince verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararların kanun yararına temyiz edilebileceği düzenlemesine yer verilmekle birlikte bu kararlar yanında idare mahkemesince "kesin olarak verilen" kararların da kanun yararına temyiz olunabileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Yüzbinlerce Sayfa Mevzuat)

Bu nedenle, idare mahkemesince verildiği anda kesinleşen dilekçe ret kararının kanun yararına temyiz istemine konu olamayacağından, kanun yararına temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.